Nedir geride kalanlar?

Nedir geride kalanlar?

İnsan giderken geride ne bırakmalı?

Bu soruyu çevrenizde sorduğunuzda standart cevaplar alırsınız. Mesela bir öğretmen öğrencileri için verdiği emeklerin geleceklerine bir yatırım olacağını düşünebilir. Veya bir ressam takip ettiği ekol ile örtüşen eserlerinin gelecek nesillere ulaşmasını beklediğini söyleyebilir. Herkesin geleceğe yönelik kuşkusuz bir planı var. Şimdi fark ediyorum da öğretmen ve sanatçının geride bırakacağı eserleri hakkında söyleyebilecekleri birbiri ile çok benzeşiyor. Bu durumda öğretmen için de hayatlarımızda yer tutan bir sanatçı diyebilir miyiz acaba? Onların eserleri de insan sonuçta...

Bir şairin, ressamın veya müzisyenin yaşamının ardından geride bırakacağı şeyleri tahmin etmek çok da zor değil. Bugün üzerinden yüzyıllar geçse de halen Mozart'ın, Beethowen'in tınılarını severek dinliyoruz. Bu şekilde sanatçılar halen kalplerimizde yaşamaya devam ediyorlar. Hatta kalplerde yaşamak veya isimlerini anmak çoğu kez aramızdan ayrılan kişiler için halen aramızda olmalarının bir göstergesi de sayılabiliyor. Öyle değil mi; insan hatırlanmadığı zaman, adı kainatta son kez anıldığı zaman gerçekten ölmüş olmuyor mu? Meşhur Carmina Burana eğer bir gün unutulursa ve senfoni orkestraları tarafından icra edilmezse işte o zaman Carl Orff gerçekten ölmüş olmaz mı?

Şimdi olaya böyle bakarsak sanatçıların eserlerini ileride hatırlanabilmek için yaptığı savını da ortaya atmış oluruz. Bu sav aslında bana tam olarak doğru gelmiyor. Sanatı tanımlarken icra eden kişinin duygularını özgün bir şekilde ortaya koyması diye düşünüyorum. Bu performans şekli toplum için mi yoksa sanat için mi diye yüzyıllarca tartışmalar olmuştur. Şimdi bu konunun tartışmasını sanat tarihçilerine veya uzmanlarına bırakayım. Benim için önemli olan; sanatçılar eserlerini yıllar sonra bile hatırlanmak için mi, yoksa içindeki duygularını ifade edebilmek için mi yaparlar? Her ikisi için de olabilir...

Bir öğretmen için bunu cevaplamak kolaydır. Kuşkusuz eğitim verdiği çocukların ileride ülkesine faydalı birer bireye dönüşmesi en öncelikli amaçları olabilir. Sanmıyorum ki bir öğretmen gelecek nesiller tarafından sadece saygıyla anılmak için bu mesleği yapmak istesin. Tabii ki herkes saygıyla anılmak ister ama belki de esas amacının yanında saygıyla anılmak herhalde ona fazladan bir hediye gibi düşünülebilir. Tekrar performans sanatçılarına dönersek kuşkusuz insanın egosu nedeniyle sadece sanat için değil aynı zamanda nesiller boyunca anılmak için de sanat yaptığı düşünülebilir. Hemen aklıma Mozart'ın eserlerine "ilahi becerinin ürünü" sıfatını yükleyen ve onun gibi başarılı bir müzisyen olmak isteyen Antonio Salieri geldi. Mozart ne kadar mütevazi ve sanat odaklı ise Salieri de bir o kadar gösteriş, tanınmak ve becerilerini herkese göstermeye odaklı biriydi. Hatta psikolojide Salieri Kompleksi diye anılan bir tanıya bile konu olacak kadar tanınma takıntısına sahip olduğu söyleniyor.

İnsan eğer bir sanatçı veya bir öğretmen değilse bile bu dünyadan göçtüğünde ardında ne bırakabilir? Kuşkusuz her anne ve babanın dünyaya getirdikleri canı toplumsal değerleri de göz önüne alarak ahlaklı bir birey olarak yetiştirmesi onları iyi bir sanatçı yapmaz mı? Öyle ya çocuklarımız da bizlerin bir eseri değil mi? Zübeyde Hanımın ve Ali Rıza Beyin üzerinden yüzyıldan fazla geçtiği halde halen anılıyor olması geride bıraktıkları ahlaklı, çalışkan ve başarı odaklı çocukları Mustafa Kemal değil mi? Yoksa kim tanırdı onları, kim yazardı isimlerini tarih sayfalarına... Biz tabii ki hep rol model olanları hatırlamak isteriz. Ama bir de unutmak istediğimiz ama travmatik icraatlarıyla tarih kayıtlarında yer alanlar var. Adolf Hitler, Benito Mussolini, İdi Amin, Kaddafi, Saddam ve daha niceleri belki tarih kitaplarında defalarca anılacak ama sonsuza dek kalplerde yaşayacakları söylenebilir mi?

Çok da bilindik isimlere gitmeye gerek yok hemen her gün ana haber bültenine giren bir hayvan istismarcısı veya bir orman yangını suçlusunun da bir annesi ve babası var. Bu insanlar acaba dünyaya getirdikleri eserleri ile ilgili ne hissediyorlardır? Geçtiğimiz günlerde bir kediyi kameralar önünde canice öldüren psikopatın annesi "Bir kedi için oğlumu mahkum etmek istiyorlar" demişti. Sizce bu tip insanlar toplum tarafından nasıl anılıyorlar? Ölüp gittikten sonra acaba bir kişi onları anacak mı? Anarlarsa da nasıl anacaklar?

Aslında bu haftaki blog konusunu seçerken geride bırakacağımız eserlerden ve saygıyla anılmaktan bahsedecektim. Ama konu yine döndü dolaştı insanların başarıyla ortaya koydukları eserlerinden çok felaketlerine odaklandı. Konuyu tekrar geride bir eser bırakma ve iyi bir şekilde anılma konusuna yönlendirmek istiyorum.

Biz neden geride iyi bir eser bırakmalıyız?

Öncelikle içinde yaşadığımız topluma olumlu bir katkıda bulunmak için bir şeyler yapmalıyız diye düşünüyorum. Hayvanlar aleminden bile örnekleme yapabilirim. Sürünün bir parçası olan kurt sürü içinde bir göreve sahiptir. Yaptıkları ile süreç içinde saygı duyulan, yeri gelince itaat edilen bir lidere dönüşür. Hayvanlar arasında bile topluluklarına borçlu oldukları görevler ön plana çıkarken bizim insan olarak fazlasını yapabiliyor olmamız gerekmez mi?

Hepimizin içinden geldiğimiz çevreye karşı görevlerimiz ve sorumluluklarımız var. Ben bunu en çok mühendislik alanında çalışırken hissettim. Çalışma hayatımda, mühendislik konusunda sıkça yaşadığım yerel kaynak yetersizliği ve sahadaki gözlemlerim yüzünden kendimce bir karar aldım. Öğrendiklerimi beklentisiz paylaşacaktım. Beni tanıyanlar bilirler; bilgi paylaşımında kesinlikle elimden geleni yapmak isterim. Bu noktada 2000'li yıllarda Denizli Pamukkale'de bir otelde yaşadığım anımı sizinle paylaşmak isterim. Bir atıksu borusunun tam olarak nereden geçtiği konusunda elde bir çizim, proje veya döküman olmayınca teknik serviste görevli kişiyi aramamız gerektiğini söylediler. Çağırdık kendisini. Elinde telsizi ile mağrur bir şekilde geldi ve borunun tam olarak geçtiği güzergahı bize gösterdi. Bir görseniz adeta Osman Gazi Köprüsünün mimarı edasında kardeşimiz bu bilginin sadece kendisinde olmasını biraz da kendisine övgüler düzerek belirtmişti Meğer otel inşaatında bizzat fiziki olarak çalıştığı için her borunun, kablonun geçtiği yerleri ezbere biliyormuş. Doğru düzgün kayıt tutulmadığı için adeta yaşayan bir bilgisayar gibi herşey ona soruluyormuş. Bu durum bana garip geldi. "Neden bu bilgileri arşivlemediniz?" diye sorduğumda "Eğer bu bilgileri biriyle paylaşırsam beni kolayca işten çıkarabilirler" dedi. Orada çalışmasının, düzenli maaş zamlarının ve teknik servisteki güçlü pozisyonunun buna bağlı olduğu açıkça görünüyordu. Ne kadar ironik değil mi? Oradaki varlığını bilgiyi saklayarak sürekli hale getirme çabası... Biz geride bir şeyler bırakmayı öğütlerken aksine bilgiyi saklamayı görev edinen bir kafa...

Sizin çevrenizde de böyle davranan, bilgiyi kendine saklayan yok mu? Her yerde varlar. Bilgiyi son ana kadar saklayarak ardında bu işi profesyonelce yapacaklara bir iz bırakmadan gidenler... Onları kimse iyi anmayacak.

Özetle geride iyi bir eser bırakmak ile başladığımız yazımıza geride bir şey bırakmak bir yana dursun bizzat kalmasın diye kendine saklayanlara kadar geldik. İyi işler yaparak ardında tertemiz ve saygı ile anılan bir isim bırakanlardan adı söylendiğinde lanetle anılacaklara kadar konuştuk. Şöyle etrafımıza baktığımızda ne kadar çok iyi ve kötü eser görüyoruz değil mi? Bireysel olarak çevresine faydası veya zararı olanlar ve kendisinden başka kimseye faydası olmayanlar. Bir de halklara, insanlığa ve neredeyse dünyanın tamamına faydası olanlarla olmayanlar. Tarih hepsine gereken notu düşecektir. Bence asıl önemli olan onların gelecek nesiller tarafından nasıl hatırlanacaklarıdır.

Herkesin ardında iyi anılan bir isim bırakmasını dileyerek bu haftaki yazımı noktalıyorum.

İyi bir haftasonu diliyorum.

ATD

Emoji Tepkileri
Blog yazıma emoji ile tepki verebilirsiniz
Blog Listem

Bu gönderiyi paylaş

Comments (8)

  • Ferhat cevap

    Tebrikler,çok güzel bir yorum olmuş.

    10 Ekim 2025 , 19:18
    • admin cevap

      Teşekkürler Başkan 🙂

      12 Ekim 2025 , 01:14
  • Ogün GÜMÜŞAY cevap

    Kaleminize sağlık, yazınızı büyük bir keyifle ve her cümlesine katılarak okudum. “Geride ne bırakmalı?” gibi derin bir soruyu, bir öğretmeni “eseri insan olan bir sanatçıya” benzetmeniz gibi zarif dokunuşlarla ve hayatın içinden verdiğiniz çarpıcı örneklerle harmanlamanız çok etkileyici. Düşüncelerinizi tamamen paylaşıyor ve bu ufuk açıcı yazı için teşekkür ediyorum

    10 Ekim 2025 , 19:33
  • Oytun Orhun cevap

    Düşüncelerine sağlık.

    10 Ekim 2025 , 20:02
  • Zişan Öngen cevap

    Kalemine sağlık. Çok içten bir yazı olmuş.

    11 Ekim 2025 , 02:08
    • admin cevap

      Değerli yorumların için teşekkürler. Bunun bir öğretmenden gelmesi benim için ayrıca önemli.

      12 Ekim 2025 , 01:13

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir