Rüzgar gibi geldi geçti…
2025 Aile Yılı...
Yılı kapatmamıza bir haftadan az zaman kaldı. Geçtiğimiz sene yine bugünlerde 2025 geliyor demiştik. Sonra bir anda umutla beklediğimiz yeni yıl geldi de geçiyor. Hatta argo bir tabirle içimizden geçti bile diyebiliriz.
Size hatırlatırım; 2025 yılı hükümet tarafından "Aile Yılı" olarak ilan edilmişti. Allah bize bir daha 2025 yılı gibi bir Aile Yılı göstermesin. TÜİK enflasyonunu pek takmayan fiyatlar aileleri evlendiklerine, yuva kuracaklarına, çoluk çocuk sahibi olduklarına pişman etti. İğneden ipliğe her şeye iki kattan fazla zam gelirken ne yazık ki aileler bu yılın gerçek bir Aile Yılı olduğunu hissedemediler. Zaten proje açıklandığında bunun ailelere fazlaca yansıyabileceğini beklememiştim. Çünkü Ankara'da planlanan bir projenin ülkenin dört bir yanında halkın tabanına kadar inip inmediğini takip eden bir politikanın olduğuna inanmıyorum.

Bu yıl babalar kredi kartlarını, biriken faturaları, kredili hesaplardaki eksi bakiyeleri ödemeye çalıştı. Anneler mutfağı çekip çevirmeye çalışırken bir yandan da mamaların ve bezlerin marketteki raflarda alarmlarla, kilitlerle korunduğu bir ortamı yaşadılar. Engellilerin sadaka seviyesinde destek aldığı, çoluğun çocuğun en basit şeyleri bile ancak hayal edebildiği bir yılı yaşadık. Tabii ki yılın ekonomi açısından felaketlerle geçmesi her aile için geçerli değildi. Bazı aileler pek de güzel bir yıl geçirdiklerini sosyal medyadan, haberlerden bizimle paylaştılar. Tatiller, etkinlikler, ziyaretler vs vs.

Blog yazılarımda mümkün olduğunca siyasi ve dini konulara girmemeye özen gösteriyorum. Dini konular bir yana içinde bulunduğumuz ekonomik portreyi yaratan politikalar hakkında birkaç cümle de kurmasak olmaz. Bu mevzu bence kesinlikle siyaset ve partiler üstü bir konu. Aile bütçesi, geçinmek, bırakın geçinmeyi varlığını sürdürmenin siyaset üzerinde bir konu olduğunu düşünüyorum. En azından benim açımdan durum böyle. Bu sıkıntılı durum daha ne kadar devam edecek? Bir yandan sosyal devlet söyleminin altı sıkça çizilirken bir yandan da devletin yıllardır desteklediği, sübvanse ettiği enerji giderleri bir anda vatandaşın önünde kaldı. Enerji giderlerinin sanayi üretiminde, lojistikte, ulaşımda özetle güncel hayatımızın her bölümünde en büyük gider kalemlerinden olduğu biliniyor. Buna rağmen 2025 ile birlikte sosyal devlet; vatandaşını bu giderlerin altında ezilmeye mahkum etti. Aksini savunan varsa ya bu ülke şartlarında yaşamıyordur (bkz gurbetçi kardeşlerimiz) ya da yukarıda ifade ettiğim şanslı azınlıktandır diye düşünüyorum.
Kalemi elime aldığımda (inanmadınız muhtemelen... Tabii ki kalem değil klavye) aklımdan yılbaşına özel bir kısa hikaye paylaşmak geçiyordu. Ama biraz 2025'ten bahsetmeye başlayınca yazdıkça yazasım geldi. Bu nedenle paylaşmayı planladığım "Unutulmaz Yılbaşı Sürprizi" isimli kısa hikayemi sonraki haftalarda yayınlayacağım.

Size 2026'da gerçekleşmesini umut ettiğim ve önümüzdeki yıllara yayılan bir umut ve beklenti listesi sunmak istiyorum. Yani artık evrene böyle bir mesaj göndereyim dedim. Çünkü umutlarımız ve beklentilerimiz görüldüğü kadarıyla devlet büyüklerimiz tarafından pek ciddiye alınmıyor. Bu nedenle bir üst makama yani kainata ve daha da yukarılara taleplerimi yazılı yoldan ileteyim dedim. Umarım bir karşılık bulur:

Şimdi yılın berbat geçtiğini söylüyor ve ekonomiden şikayet edip 2026'yı elinde şampanya kadehi ile karşılıyorsun diyen olacaktır. Konu yapay zeka olunca hayal edebileceklerimizin sınırı yok. Bırakın da hayal edelim. Herşey hayal etmekle başlar...
2025 hepimiz için zor ve buruk bir yıl oldu. Umarım 2026 herkese umut getirsin.
Herkese mutlu ve sağlıklı bir 2026 yılı diliyorum.
2026'da da her hafta olduğu gibi Cuma günü saat 19:00'da blog sayfamda buluşalım.
Comment (1)
Bu güne kadar yazdığın en güzel çalışma azıcıkta olsa elini taşın altına sokan yazarları hep sevmişimdir izninle yarın face book ta paylaşacağım sağlıkla kal
Reisefe