Teknoloji nereye kadar?
Onunla da onsuz da olmuyor
Teknolojiyi sıkça kullananlar kadar temkinli davranan veya uzak duranlar da var. Ben pek uzak kalamayanlardanım. Eğer teknolojik bir gelişme, yeni bir cihaz benim hayatımı kolaylaştırıyorsa onu mutlaka süreç içinde araştırırım. Ve büyük ihtimalle denerim. Alır mıyım, kullanır mıyım o ayrı konudur. Ama mutlaka denerim. Çünkü gerek sosyal çevrede gerekse iş hayatında sürekli popüler olan teknolojik trendler tartışılır, görüş bildirilir. Bu konulara uzak kalmak istemem. Kullanan ve görüş bildiren kişilerin görüşlerini mutlaka dinlerim. Sizler hemen teknolojinin rüzgarına kapılır mısınız bilemem ama ben bu konuda biraz temkinli davranırım. Bilinmedik konularda yapılan tartışmalarda sessizimdir. Bir konu hakkında bilgisi olmadığı halde fikir yürütenlerin ne kadar komik hale düştüklerine çokça tanık olmuşumdur. İyisi mi hiç konuşmamak ve anlayana kadar sadece dışarıdan izleyici olmaktır diye düşünürüm.
Gün geçmiyor ki yeni bir teknoloji kapımızı çalmasın. Mesela yapay zeka platformları... Chat GPT, Gemini, Deep Seek ve diğerleri... Hepimiz ilk duyduğumuzda bu yazılımları basit görsel düzenlemeler, fikir almalar, abuk sabuk sorularımıza cevaplarla denemeye başladık. Bugün neredeyse bütün mühendislik hesaplarını onların yardımıyla yapabiliyoruz. Önceden bir e-kitap yükleyip sonrasında bu kitaptaki bilgiler ışığında şu sorunu çöz diyoruz ve sonucu dakikalar içinde alıyoruz. Tıpkı okumaya üşendiği kitapları etrafındakilere okutup özetini dinleyen büyüklerimiz gibi...
Yapay zeka fiziki olarak ciddi enerji harcadığımız işleri de azalttı. Eskiden ayda neredeyse 3000-4000 km direksiyon sallayarak satış temsilciliği yapardık. Önce her bir kontağımızı tek tek telefonla arar, randevulaşır ve bir ziyaret planı hazırlardık. Gittiğimiz şehirdeki potansiyel müşteriler bizi ağırlayacak mı, kolayca istediğimiz kişilere ulaşabilecek miyiz bilemezdik. Çoğu zaman randevu aldığımız kişinin kapısından o gün yerinde olmadığı için geri döner "Artık bir sonraki seyahatte uğrarım..." derdik. Bugün yapay zeka yardımıyla 365 gün 24 saat potansiyel müşterilere e-mail atan, hatta bizzat konuşarak satış görüşmesi yapabilen satış ajanları oluşturabiliyoruz. Evet yanlış duymadınız artık bir bilgisayar vasıtasıyla telefon açan, ürün ve hizmetleri tanıtabilmek için randevu isteyebilen ve olası soruları eğitildiği konularda cevaplayabilen sanal satış temsilcilerimiz var.
Bu konu nereye doğru gidiyor anlayabilmek çok zor. Yaşı 60'lara merdiven dayamış dostlarım hatırlar. Terminatör serisinin ikinci filmini izlediğimizde bazı teknolojik sahnelerden ne kadar çok etkilenmiştik. Çok iyi hatırlıyorum 1990'larda Kadıköy Süreyya Sinemasında izlemiştim. Şimdilerde sanırım artık tiyatro olarak hizmet veriyor. Filmdeki Terminatör, yani robot telefonda aradığı kişiyle annesinin sesini taklit ederek konuşuyordu. Bugün yapay zeka ile bırakın sesi-görüntüyü, her şeyi kopyalayabilmek mümkün. Yukarıda söylediğim gibi bir bilgisayar vasıtasıyla sesini kopyalayarak istediğiniz kişi gibi sizi arayabilirim.

İçindeki kamera ile raflardaki besinleri kontrol edip market siparişi yapan buzdolabı veya eve geliş saatinizin öncesinde klimayı ve diğer ev cihazlarını açıp hazırlayan akıllı evler artık bir hayal değil. Airfryer çıktı hemen herkes tarafından kapışıldı. Her evde bir tane mutlaka oldu. Sonrasında gelen bir robot süpürge furyası vardı. Ben de o kurbanlardan biriyim. Hemen bir tane edinip elimde cep telefonu peşinden süpürdüğü yerlere beraber girdik, çıktık. Bu furyalara kapılmaktan hiç geri durmadık. Ama yine de her cihazın bir süre sonra elektronik hurdaya dönüştüğünü gördüğümüz halde bu hastalıktan vazgeçmiyoruz. Toplumsal baskının yarattığı yeni alışveriş kodları mı diyelim, yoksa teknolojiden geri kalmayalım mantığıyla mı desem, hepimiz er ya da geç bu tuzağa bir şekilde düşüyoruz.
Aslında ben size teknolojinin insanları biraz aptallaştırdığını ve tembelleştirdiğini anlatacakken Terminatör'e kadar geldik. Şaka bir yana yolda yürürken karşımdan gelen kişilerin ellerindeki telefona bakarak üzerime üzerime yönelmeleri beni çileden çıkarıyor. Bazen bunlar hep bana mı denk gelir diye düşünüyorum. Çünkü beni bilen bilir, mıknatıs gibi çekerim böyle şeyleri... Ama etrafımdaki dostlarımla konuştuğumda gördüm ki herkes benzer şeylerden şikayetçi. Yolda kulağında kulaklık caddeye adım atanlar, elindeki Iphone ile önüne bakmaktan karşıdan gelen insanların üzerine çıkanlara kadar bir sürü tekno-manyak etrafımızda kontrolsüz bir şekilde dolaşıyor.

90'lı yılların sonunda New York'ta elimde Sony-Ericsson cep bilgisayarı modundaki cep telefonumla adres arıyorum. Bir kadın bana doğru yaklaştı ve "Elinizdeki cihazı nereden aldınız çok sofistike bir cihaz" dedi. Ben de şöyle bir gerinerek "Türkiye'den aldım" dedim. O an havamdan yanıma yaklaşılmıyordu. İnanın o zaman Amerika'da dahi böyle cihazları bulabilmek zordu. Bulamazsınız demiyorum mutlaka vardı ama talep görmüyordu. İnsanlar sahra telsizi gibi anteni ve duafonu dışarı açılan Motorola telefonları kullanıyordu. Hemen atlayıp ilk kullanıcısı olmaktansa bir şeylerin oturmasını beklediler. Bizse her zamanki gibi o yüksek radyasyonlu cihazları ceplerimizde taşıyarak canlı deney maymunu olduk.
Yani teknolojiyi takip etmek kötüdür demiyorum ama her şeyde olduğu gibi bu aceleciliğe de bir dur demek lazım. Biraz incelemek, beklemek, ilk sonuçları almak önemlidir. Burada okumadan, denemeden kendince nedenler uydurarak teknolojiye düşman olan bir güruh da olduğunu söylemek kazım. Geçenlerde İnstagramda dolaşan bir videoda taksideki kadın şoföre peygamberimizin söylemine göre müzik çalmanın günah olduğunu söyleyerek cihazı kapatmasını söylemişti. Şoför de otomobilin de haram olabileceğini söyleyerek inip deveye binmesini önermişti. Teknolojiye ve sosyal gelişmelere bu denli at gözlüğü takarak bakmamak lazım diye düşünüyorum.

Evet buzdolabı, robot, chat GPT, Gemini derken teknolojide kısa bir gezinti yaptık. Bence teknolojiyi kapımızdan sokmadan önce şöyle bir denenmesini ve en azından bir ön onaydan geçmesini beklemek doğru olmaz mı? Teknolojiden uzak kalmamak, avantajlarından faydalanmanın gerekliliğini gözden geçirmek mutlaka okumuş, mürekkep yalamış herkesin öncelikli hedefi olmalıdır. Dogmalara sıkışmış ve ardında somut rasyonel bir neden olmadan reddetmek ancak cahillerin seçimi olabilir. Zira cahil bilmez ve bilmediğinden de korkar, çekinir.
Size teknolojik ama faydası olabilecek şeylere yoğunlaştığınız bir hafta dilerim.
Her hafta Cuma günü saat 19:00'da blog sayfamda buluşalım.
Bir yanıt yazın