Avrupa’nın Futbol Arenaları – 5 Efsane

Avrupa’nın Futbol Arenaları – 5 Efsane

Efsane futbol mabedleri

Barcelona Camp Nou, Madrid Santiago Barnebeau, Münih Alliance Arena, Stuttgart Mercedes Benz Arena ve Milano San Siro/Giuseppe Meazza Stadlarını sizin için gezdim. Zaman buldukça detayları sizinle paylaşacağım.

Yıllarca futbol oynadım. Ve semtimin, şehrimin hatta ülkemin bir çok sahasını ve stadını görme imkanım oldu. Malum, biz oynarken saha zemini toprak hatta yağmurlu havalarda ciddi çamurdu. Hepimiz final oynayacağımız zaman maçlarımızın Alsancak Stadı’na veya Atatürk 1 nolu Yan Sahaya verilmesini hayal ederdik. Maç sahası belli olduktan sonra da ikinci koşuşturmamız başlar, o çim sahada giyilebilecek vidalı bir kramponlu arayışına girerdik. Sağ olsun abilerimizin bize verdiği emanet Adidas World Cup veya Puma gibi marka ayakkabılarla çim sahanın tadını çıkartırdık.

Herhalde o zamanlardan içimde kalan bir istek olsa gerek; bu gün 50’lerimde de olsam bir çim saha gördüğümde yine içim gider. Hemen malzemeleri üzerime çekip inip sahaya top oynamak isterim. O ambiyansı, atmosferi yaşayıp da çim sahada top oynamak istemeyecek bir arkadaşımı düşünemiyorum. Herhalde yaş 70 de olsa bu istek hiç bitmeyecek. O tertemiz çimin kokusu hiç bir zaman hem aklımızdan hem de algımızdan çıkmayacak..

Şimdilerde işimin de verdiği imkan ile yurtdışı seyahatlerinde elimden geldiğince gittiğim büyük şehirlerin statlarını gezmeye çalışıyorum. Kimi zaman maçlara gidiyor kimi zaman da müzelerine ziyarette bulunuyorum. Bu yazımda beni Avrupa’da en çok etkileyen 5 stadı sizinle paylaşmak istedim. Bunlar Münih Allianz Arena, Barcelona Camp Nou, Madrid Santiago Barnebeau, Stuttgart Mercedes Benz Arena ve Milano San Siro veya diğer adıyla Giuseppe Meazza..

Her biri Avrupa’nın en seçkin stadı olsa da hepsine ortak özellik insanların bu stadlara kolay ulaşımı ve tüm stadların kullanım açısından mükemmel bir şekilde tasarımlanmış olması. Özellikle Allianz Arenanın engellilere yönelik uygulamaları, stadın ulaşılabilirliği, otopark sistemi beni büyüledi.
Bizde yeni yeni düşünülmeye başlanan müze olayı bu stadlarda 70’li yıllardan bu yana bulunuyor. Değer verdiği sporcuların formalarını ayakkabılarını, hatta oyun oynanırken patlayan bir topu bile müzede sergilemek amacıyla saklamışlar. Müzeler ile ilgili bir yazımı ileriki süreçte blogumda buradan paylaşacağım.

Simon Kuper’in söylediği gibi “futbol sadece futbol değil”. Yani 22 kişinin bir top peşinde koştuğu bir oyun değil. Öyle ya annelerimiz böyle derdi. Ama bu gün milyarlarca doların döndüğü bir eğlence endüstrisi. Yani stadlar artık sadece 90 dakika maç sürecinde kullanılmıyor. Müzeleri ve stad turları ile bu futbol mabedleri maç günleri dışında günün mesai saatlerinde hiç durmadan çalışıyor. Barnebeau, Camp Nou adeta para basıyor. Ben ziyaret ettiğimde sadece müze ve stad turu 14€ idi. Ve her tura bir kontenjan ayrılmış olduğundan beklemeniz gerekebiliyor. Bu durumda da kulüplere ait cafelerde veya satış mağazalarında bir miktar daha zaman geçiriyor, farkında olmadan euroları harcıyorsunuz..

Günümüzde kulüpler her şeyi düşünmüş. Mağazaya girdiğinizde olayın büyüsüyle alışveriş havasına giriyorsunuz. Yine de güncel kuru gözden geçirmeden elinizi cüzdana atmayın…

Stuttgart Mercedes Benz Arena’nın diğerlerinden bir farkı var. Zira hemen yanında Mercedes Araç Müzesi yer alıyor. Eğer oraya kadar bir maç için gittiyseniz Mercedes Müzesini gezmeden dönmeyin derim.

Daha fazla fotoğraf için Gezi Fotoğraflarım sayfasını ziyaret edebilirisiniz.

Bu gönderiyi paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir