Saatiniz kaç?

Saatiniz kaç?

Bileğinizde bir saat var mı? Yoksa siz de saate telefondan bakanlardan mısınız?

Bu hafta blogumda meraklısı olduğum bir konudan bahsetmek istiyorum. Kol saatleri...

Sanırım herkesin uzaktan ya da yakından kol saatleri hakkında bilgisi vardır. Benim amacım; kol saatleri hakkında dostlarımın zihninde başlangıç seviyesinde bir pencere açabilmek... Tabii ki bir saat uzmanı gözüyle değil, tamamıyla bir saat sever veya amatör bir “saat şeysi” olarak. Bu saat şeysi ifadesi çok hoşuma gidiyor. Blogunu ve videolarını severek takip ettiğim Erk Koçak’tan çaldığım bu sıfat belki de en çok benim gibi koleksiyoncu-meraklı arası saatseverleri tanımlıyor.

Özellikle erkekler için birkaç aksesuardan biri olan kol saatleri konusunda sizi biraz bilgilendireyim. Kadın takipçilerim de mutlaka yazımda saatlerle ilgili yararlı bilgiler bulabilir. Aslında kol saatinin hikayesi erkeklerden önce kadın kol saatleriyle başlar. Çünkü erkekler veya kadınlar 20. yüzyılın başlarına kadar zamanı takip etmek için cep saatleri kullanırdı. İlk kol saatinin 1810 yılında saatçi Abraham-Louis Breguet tarafından yapıldığına ve 5 Aralık 1811'de Napoli Kraliçesi'ne satıldığına inanılıyor. Süreç içinde yaşanan savaşlarda askerlerin ve havacılıkta pilotların uçuş esnasında hassas olarak zamanı takip etme gereksinimleri kol saatlerinin gelişimini hızlandırdı. Fransız saat üreticisi Louis Cartier, benim de hikayesini çok beğendiğim Santos modelini 1904 yılında havacılığın Brezilyalı öncüsü Alberto Santos-Dumont için geliştirmiştir. Saatin tasarımı kendi dönemi için oldukça sıra dışıydı: Kasa o dönemde kullanılan cep saatlerinden dörtgen yapısıyla ayrışmasının yanı sıra entegre edilmiş çerçeve kulaklarına da sahipti. (bkz Chrono24

Markete baktığınızda birçok kol saati modeli ve teknolojisi görebilirsiniz. Bu nedenle öncelikle saatleri kendi içinde nasıl kategorize edebiliriz ona bakalım. Firmalar veya saat marketine yön veren uzmanlar bu kategorileri cinsiyete göre, yapıldığı yıla ve döneme, çalışma mekanizmasına ve bunun gibi birçok değişkene bağlı olarak grupluyor. Ama en sık kullanılan yaklaşımla, mekanizma veya çalışma şekline göre gruplarsak kol saatlerinin iki ana grupta toplandığını görüyoruz; bunlar mekanik ve quartz (kuvars) tabanlı saatlerdir. Mekanik saatler adından da anlaşıldığı gibi bir pil veya bataryaya ihtiyaç duymadan çalışan, kurmayla veya kol hareketinin yarattığı enerjiyle kurulabilen saatlerdir. Pile ihtiyaç duyan saatlerin genel adı ise kuvars saatlerdir. Burada geçen kuvars ifadesi, mekanizma içindeki teknolojide kullanılan kumun hammaddesi silisten geliyor. Teknolojisi gereği pilden elektrik akımını bir kuvars taneciğine verdiğinizde bu tanecik her zaman aynı oranda titreşir. Teknoloji bu titremeyi mükemmel bir şekilde zamanın takibinde kullanmayı başarmış ve uygulamıştır. Saat mekanizmalarının teknolojik detaylarıyla kafanızı fazla karıştırmayayım ama kuvarz saatlerin de gerçekten hassas ve tercih edilen bir kategori olduğunu belirteyim. Pilden ve bataryadan bahsedince birkaç cümle de pilli saatlerin kendi içindeki akrabalarından bahsedeyim. En sık görebileceğiniz bataryalı (veya akülü) saatler kinetik ve solar saatlerdir. Bu saatlerde de ana yaklaşım hareket enerjisini veya güneş enerjisini saat içinde bulunan şarj edilebilir bir pile depolamaktır. Geri kalan mekanizma aynen pilli saatlerdeki mantıkla çalışmaktadır. Bazı tartışma gruplarında otomatik mi yoksa kuvars mı sorusunu görebilirsiniz. Bence saati ciddi bir koleksiyon objesi olarak gören çoğunluk daha çok otomatik mekanizmalı saatleri tercih ediyor. Kurmalı veya el hareketi ile kendi kendini kuran mekanizmalar kullanılmadığı zaman duruyor ve tekrardan ayarlanma gereksinimi duyuyor. Pilli saatlerde ise böyle bir durum yok. Pili bitene dek ek bir ayar gerektirmeksizin kullanabilirsiniz. Bu durum özellikle bayanları ve bu detaylarla uğraşmayı sevmeyenleri kuvars saatlere yönlendiriyor. Benim favorim ise otomatik mekanizmalı kol saatleri...

Günümüzde kol saatleri özellikle erkekler arasında aksesuardan çok bir statü göstergesi gibi kullanılıyor. Siyasetçilerden sporculara, ünlülerin bileklerinde değeri milyonlara varan lüks saatleri görmekteyiz. En çok duymuş olabileceğiniz lüks saat markalarından Patek Phillippe, Richard Mille, Vacheron Constantine, Rolex, Ademars Piguet, Jageer LeCoultre bunlardan sadece bazıları… Kuşkusuz bu markalar orta ve düşük gelirli insanlar için birer hayal gibi görünüyor. Bu nedenle saat üreticileri bu tip potansiyel müşterileri de ihmal etmemiş. Fiyatta orta segment de diyebileceğimiz bu grupta Omega, Cartier, Hublot, IWC, Panerai, Tudor, Breitling gibi markaları sayabiliriz. Bu markaları Tag Heuer, Oris, Hamilton, Edox ve Tissot gibi saat markaları takip ediyor. Marketteki saat markaları saymakla bitmiyor ama ilk bakışta göze çarpan markalar bunlar...

Görüldüğü gibi ağırlıklı olarak İsviçre menşeli saatlerin marketi belirlediği gibi bir durum var. Ama bu saat liginde uzakdoğunun ve özellikle Japonya’nın da güçlü bir yeri var. Hepimizin günlük olarak kullandığı Casio, Seiko, Citizen, ve Orient gibi markalara ait saatleri olmuştur. Bu markaların kendi içinde giriş seviyesi fiyatlarda olan modelleri varken oldukça teknolojik ve fiyat olarak üst segmentteki saatleri aratmayacak modelleri de vardır. Seiko 5 Kinetic, Casio G-Shock, Citizen Tsuyosa, Orient Mako serisi gibi modeller de günümüzde sıkça tercih ediliyor.

Saatleri gruplandırmaya devam edersek; antika saatler, retro saatler, dijital ekranlı saatler, akıllı saatler derken grupları daha da genişletebiliriz. Açıkçası belirli bir değere sahip olan ve istediğinizde para kaybına uğramadan elden çıkarabileceğiniz saatlerde İsviçre saatleri ön planda geliyor. Ben de saat zevkimi tatmin ederken ileriye dönük bir yatırım yaparcasına hassas bir seçim yapmaya özen gösteriyorum. Bu çerçevede bazı dostlarımın “Bende Hugo Boss, Tommy veya Fossil gibi saatler var, bu markalar için ne dersin?" dediğini duyar gibiyim. Ben kendi adıma yorumlarsam; moda markası saatlere ilgi duymuyorum. Alırken dünyanın parasını öderken ne yazık ki elden çıkarmanız durumunda beş para etmiyorlar. Eğer siz sadece zevkiniz için beğendiğiniz bir moda markasını seçerseniz ve bileğinizde görmek isterseniz size lafım yok, güle güle kullanın. Ama satın alırken bu detayları da iyi bilin istedim.

Saat dünyasında daha derinlere dalmak isterseniz yukarıda bahsettiğim Erk Koçak veya Çağdaş Önen gibi saat dostlarının sayfalarını takip edebilirsiniz. Başlangıç seviyesinde sorularınıza aradığınız cevapları bulabileceğiniz videolar var. Bunlardan fiyatları 40-200$ arasında olan 20 farklı saatin karşılaştırıldığı bir tanesini buraya bırakıyorum, ilginizi çekebilir.

Kim ne derse desin saati ister sağ kolunuza, ister sol kolunuza takın sadece fonksiyonel olarak değil aynı zamanda giyiminizi tamamlayan bir aksesuar olarak öne çıkıyor. Bugün yurt dışındaki saat meraklısı ünlülere baktığımızda; Eric Clapton, Leonardo DiCaprio, Rafael Nadal, Tom Cruise gibi değişik dallarda performans sergileyen ünlülerin kendilerine özgü bir tarz olarak bileklerine taktığı lüks markaları görüyoruz. Hatta geçenlerde haberlerde günümüz Suriye Başkanı Ahmed Şara’nın bileğindeki 55.000$’lık Patek Philippe kol saati dikkatinizi çekmiştir. Bir zamanın muhalif güç lideri şimdilerin devlet başkanının dağdan iner inmez ilk işi bileğine bir Patek Philippe takmak olmuş. Bizde de bazı ünlüler bileklerinde taşıdıkları servetle dikkat çekiyor. Yazılı ve görsel basında Acun’un bileğindeki Richard Mille’yi veya Cem Yılmaz’ın saat merakını, sahip olduğu lüks saat markalarını mutlaka görmüşsünüzdür. Yani çoğu insan aksini savunsa da lüks ve marka saat kullanımı, kullanan kişiye bir statü yarattığı düşünülüyor.  

Benim de şu günlerde 4-5 tane saatim var. Zaman zaman sayıları 10 tanenin üzerine çıksa da zaman geçtikçe kaliteyi arttırarak sayıyı düşürmeye karar verdim. Moda markalar yerine teknoloji ve değerleri ile geleceğe bırakabileceğim markalara yöneldim. Bunlardan benim için en değerli olanı rahmetli dedemin ilkokulu bitirdiğimde aldığı ilk saatim otomatik Movado (resimde en sağda). Yakın zamanda bakımını yaptırdım ve emekliye ayırdım. Şimdi ara sıra evde takarak bende çok emeği olan dedemi saygıyla anıyorum. O da dönemine göre çok özgün, kare formda bir otomatik Movado kullanırdı. Beni de kendinden ayırmadı ve o zamanın en iyi İsviçrelilerinden birini almıştı. Üzerinden neredeyse 50 yıl geçse de saat meraklılarının her zaman ilgisini çekebilecek bir retro diyebilirim. Geri kalan saatlerim ise güncel orta segment saatler. Takarken giyimime veya bulunacağım ortama göre uygun olan birini tercih ediyorum.

Size saat konusunda naçizane önerim; hayata bakış tarzınızı yansıtacak bir saatiniz olsun. Klasik, spor, retro veya antika... Hatta o saati babanızdan, dedenizden emanet almışsanız sonrasında da oğlunuza veya kızınıza bırakacak olma düşünceniz varsa onu iyi koruyun ve bakımlarını düzenli yaptırın. İyi bir saate sahip olmak yine o saate bakabilecek, servisini yapacak uzman bir saatçiyi gerektiriyor. Ben şanslıyım, iyi bir saatçi dostum var. İzmir'de yaşayan dostlarım; değer verdiğiniz saatlerinizi İzmir Nokta Durağında Dürüsel Saat’e bakıma getirebilirsiniz. Servise götürdüğünüzde benim adımı veren dostlarımın bakım için iyi bir indirim alacaklarını şimdiden söyleyebilirim.

Dakik ve gecikmesiz geçecek iyi bir hafta sonu diliyorum.  

ATD  

Emoji Tepkileri
Blog yazıma emoji ile tepki verebilirsiniz
Blog Listem

Bu gönderiyi paylaş

Comments (4)

  • Tanjet Mutlu cevap

    Alper Kardeşim,
    Lise yıllarımda zembereğinden kurmalı bir saatim vardı. Bu saati Üniversite eğitimim boyinca kullandım. İş hayatılda kol salyanınca kurulan otomatik saatlerden kullandım. En son qilli quvartz saat kullandım .
    24 saati faydalı kullanmak dileği ile.

    31 Ekim 2025 , 19:39
    • admin cevap

      Hepimizin hayatında anısı olan bir saat mutlaka vardır

      31 Ekim 2025 , 19:43
      • Şenol Yüksel cevap

        Paylaşımın yazın çok güzel fakat cep telefonları çıktığından beri saat kullanmıyorum gerçi şimdiki dönemlerde saat aksesuar olarak kullanılıyor herhangi bir zamanlayıcı olarak değil kolunda saat olan kişiye saat kaç dediğinde cep telefonuna bakıyor saat seçimi yap dersen rahmetli dedemin anılarıyla kurmalı saat derdim.

        31 Ekim 2025 , 20:56
  • Hatıce ilhan cevap

    Saat sadece erkeklerın değil kadınlarında en iyi aksesuarıdır harıka bir bilgilendirme yazısı olmuş ilk saatım nacar hanım saatıydı küçük gelmişti bana çünkü bababmin saatı bından daha büyüktü o zaman öğrenmiştim hanım saatlerinin erkek saatlerınden daha kibar olduğunu amma hiç bir zaman kıyafet markalarının saatlerınj sevmedim ruhları yok gibi geldi hep

    31 Ekim 2025 , 21:43

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir